Değerli meslektaşlarım,
2003 Yılında T.C.Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Esnaf ve Sanatkarlar Genel Müdürlüğü’nün onayı ile kurulan odamız kamu kurumu niteliğine haiz statüsü ile bugüne kadar mesleğimizin ve üyelerimizin birçok sorununun çözümü yanında birçok ildeki dernek ve odalara bağlı kantinci esnafının da başkentteki sorun çözüm merkezi haline gelmiştir.
Üyelerimizin maddi ve manevi katkılarıyla kurulan odamız bu genç yaşına rağmen esnafımızın kronik hale gelmiş ‘’Yaz Kirası,Stopaj, 2004 Yılında Aile Birlikleri ile Doğrudan Sözleşme Yapılması, 2005 Yılında 5 Yılı Dolan Kantinlerin İhalesinin Dava ve Görüşmelerle Çözülerek 2010 Yılına Uzatılması, Kiranın Altı Katı Kati Teminatların %6’ya Endekslenmesi ,Kira Artışları ve Düşüşleri,Fesih Edilen Sözleşmeler, Sözleşmelerdeki Oda İmza Yetkisi İle Özel Şartların Üye Yararına Kontrolü, Üyeler Adına ve Yararına Yapılan Yazışmalar, Vefat Eden Üye Yakınlarına Sözleşme Devri, Elektrik ve Su Aboneliği, Kantinlere Yapılan Sabit Tesisler,Fiyat Tarifeleri,Teneffüs Saatleri, Kredi İhtiyaçları, Kalfalık Ve Ustalık Belgeleri,Çıraklık Eğitimi,Firmalarla Anlaşmalar,Kantin Denetimleri, Bitkisel Atık Yağlar, Ayağa Hizmet Portör Muayeneleri, Yemekhaneler, Toplu Sms’le Değişiklikler Hakkında Anında Bilgi Transferi, Kermesler, Kola ve Cips yasağı vb…..’’ Birçok sorun üyelerimizin yararına kısmen veya tamamen çözüme kavuşturmuştur. Üyelerimizin Sorunlarının çözümü için okulların açık olduğu dönemde belki de Ülkemizde Cumartesi günleri de hizmet veren tek oda Ankara Kantinciler Odamızdır.
Bugün Gerek Üyelerimizin gerekse Kantinci camiasının en büyük sorunu olan 2 Nolu Kdv’nin Kaldırılması ve 31.05.2010 tarihinde sözleşmelerin 5 yıl Daha uzatılması yönünde çalışmalarımız aralıksız,bilinçli ve kararlılıkla sürdürülmektedir.
Ülkemizin dört bir yanından odamıza kantinci meslektaşlarımızca iletilen sorunlarda önceliği, Okul yöneticilerinin ve mevzuatı bilmeyen birlik başkanlarının Milli Eğitim Bakanlığınca yayımlanan birçok genelgeyi okumamaları, hiç bilmemeleri veya genelgelere aykırı keyfi uygulamalar yapmalarından kaynaklandığı gözlemlenmektedir.
Yılda 160-170 Gün çalışarak 365 Gün yuvasına ekmek götürmeye çalışan, Yüksek kiralar altında ezilen, vergi veren, istihdam sağlayan, kendisinin yemediği ürünü çocuklarımıza satmamayı ilke edinen, okul yöneticileri tarafından okulun hizmetlisiymiş gibi haksız tavır ve davranışlara maruz kalarak sürekli sözleşmelerinin feshi ve ihale tehdidi altında bırakılan değerli meslektaşlarım, odamız sorunların çözümünde öncelikle hakemlik görevi yaparak iyi niyetli çözümü ve Ahilik Kültürü’nü ilke edinmiş, ancak bundan fayda alınamaması durumunda ise Üyelerimizin haklı mücadelesinin sesi olmaktan, haklarının savunuculuk görevini sonuna kadar yerine getirmekten imtina etmeyecek bir kuruluştur. Mesleğimizin sorunlarının çözümü için her platformda çalışmalarımız bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonrada kararlılıkla sürdürülecektir.
Ahilik Nasihatı
Harama bakma , haram yeme, Haram içme.
Doğru, sabırlı, dayanıklı ol.
Yalan Söyleme.
Büyüklerinden önce söze başlama.
Kimseyi kandırma, kanaatkar ol.
Dünya malına tamah etme.
Yanlış ölçme, eksik tartma.
Kuvvetli ve üstün durumda iken affetmesini,
hiddetli iken yumuşak davranmasını bil
ve kendin muhtaç iken bile başkalarına
verecek kadar cömert ol.
Ahilikte Meslek Ahlakı
Ahîlik kurumunun meslek ahlâkı, doğruluk ve bağlılığa dayanmaktadır. Bütün işlerde doğru hareket ön planda tutulmuştur. Ahînin meslekî ahlâkının dayandığı prensipler şu şekilde sıralanabilir:
- Müşteriyi aldatmamak
- Malı överek yalan söylememek
- Hileli ölçüp tartmamak
- İhtikâr (karaborsacılık) yapmamak
- Müşteriyi kızıştırmamak
- Alışverişte iyi muamelede bulunmak
- Çalışanın sorumluluğunu bilmesi
- Çalışanın işinde dikkatli olması
- Çalışan ferdin işi savsaklamaması
Bu prensipleri yaşayış felsefesi haline getirmiş bulunan Ahîlik kurumunun mensupları arasında “pazarlık” görülmez. Çünkü, Ahî ahlâkı ile yoğrulmuş bulunanlar, fahiş fiyatla mal satmayı veya fahiş fiyat isteyerek malın değerinin pazarlık konusu yapmayı büyük ahlâksızlık olarak kabul ederler.
Ahi Evran
Ahî Evran’ın tam adı Şeyh Nasreddin Mahmut el-Hoyî’dir. Hoyî nispetinden de anlaşılacağı gibi, Ahî Evran aslen Azerî Türklerinden olup, Azerbaycan’ın Hoy kasabasındandır. Ahî Evran’ın tahminî olarak Hicri 567 (Miladi 1175)’de Hoy’da doğduğu, 93 yıl yaşadığı ve Kırşehir’de öldüğü ifade edilmektedir.
Saygılarımla
Bayram ŞAHİN
Başkan