Akeo
Menekşe 2 Caddesi No: 20/11 Kızılay - ANKARA
Akeo
bilgi@akeo.org.tr
Akeo
0 312 231 45 40
Başkanın Köşesi >> BAŞKAN’IN KALEMİNDEN >> Değerli meslektaşlarım

Değerli meslektaşlarım,

 

   2003 Yılında T.C.Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Esnaf ve Sanatkarlar Genel Müdürlüğü’nün onayı ile kurulan odamız kamu kurumu niteliğine haiz statüsü ile  bugüne kadar mesleğimizin ve üyelerimizin birçok sorununun çözümü yanında birçok ildeki dernek ve odalara bağlı kantinci esnafının da başkentteki sorun çözüm merkezi haline gelmiştir.

 

   Üyelerimizin maddi ve manevi katkılarıyla kurulan odamız bu genç yaşına rağmen esnafımızın kronik hale gelmiş ‘’Yaz Kirası,Stopaj, 2004 Yılında Aile Birlikleri ile Doğrudan Sözleşme Yapılması, 2005 Yılında 5 Yılı Dolan Kantinlerin İhalesinin Dava ve Görüşmelerle Çözülerek 2010 Yılına Uzatılması, Kiranın Altı Katı Kati Teminatların %6’ya Endekslenmesi ,Kira Artışları ve Düşüşleri,Fesih Edilen Sözleşmeler, Sözleşmelerdeki Oda İmza Yetkisi İle Özel Şartların Üye Yararına Kontrolü, Üyeler Adına ve Yararına Yapılan Yazışmalar, Vefat Eden Üye Yakınlarına Sözleşme Devri, Elektrik ve Su Aboneliği, Kantinlere Yapılan Sabit Tesisler,Fiyat Tarifeleri,Teneffüs Saatleri, Kredi İhtiyaçları, Kalfalık Ve Ustalık Belgeleri,Çıraklık Eğitimi,Firmalarla Anlaşmalar,Kantin Denetimleri, Bitkisel Atık Yağlar, Ayağa Hizmet Portör Muayeneleri, Yemekhaneler, Toplu Sms’le Değişiklikler Hakkında Anında Bilgi Transferi, Kermesler, Kola ve Cips yasağı vb…..’’ Birçok sorun üyelerimizin yararına kısmen veya tamamen çözüme kavuşturmuştur. Üyelerimizin Sorunlarının çözümü için okulların açık olduğu dönemde belki de Ülkemizde Cumartesi günleri de hizmet veren tek oda Ankara Kantinciler Odamızdır.

 

    Bugün Gerek Üyelerimizin gerekse Kantinci camiasının en büyük sorunu olan 2 Nolu Kdv’nin Kaldırılması ve 31.05.2010 tarihinde sözleşmelerin 5 yıl Daha uzatılması yönünde çalışmalarımız aralıksız,bilinçli ve kararlılıkla sürdürülmektedir.

 

   Ülkemizin dört bir yanından odamıza kantinci meslektaşlarımızca iletilen sorunlarda önceliği, Okul yöneticilerinin ve mevzuatı bilmeyen birlik başkanlarının Milli Eğitim Bakanlığınca yayımlanan birçok genelgeyi okumamaları, hiç bilmemeleri veya genelgelere aykırı keyfi uygulamalar yapmalarından kaynaklandığı gözlemlenmektedir.

 

   Yılda 160-170 Gün çalışarak 365 Gün yuvasına ekmek götürmeye çalışan, Yüksek kiralar altında ezilen, vergi veren, istihdam sağlayan, kendisinin yemediği ürünü çocuklarımıza satmamayı ilke edinen, okul yöneticileri tarafından okulun hizmetlisiymiş gibi haksız tavır ve davranışlara maruz kalarak sürekli sözleşmelerinin feshi ve ihale tehdidi altında bırakılan değerli meslektaşlarım, odamız sorunların çözümünde öncelikle hakemlik görevi yaparak iyi niyetli çözümü ve Ahilik Kültürü’nü ilke edinmiş, ancak bundan fayda alınamaması durumunda ise Üyelerimizin haklı mücadelesinin sesi olmaktan, haklarının savunuculuk görevini sonuna kadar yerine getirmekten imtina etmeyecek bir kuruluştur. Mesleğimizin sorunlarının çözümü için her platformda çalışmalarımız bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonrada kararlılıkla sürdürülecektir.

 

              

Ahilik Nasihatı

Harama bakma , haram yeme, Haram içme.
Doğru, sabırlı, dayanıklı ol.
Yalan Söyleme.
Büyüklerinden önce söze başlama.
Kimseyi kandırma, kanaatkar ol.
Dünya malına tamah etme.
Yanlış ölçme, eksik tartma.
Kuvvetli ve üstün durumda iken affetmesini,
hiddetli iken yumuşak davranmasını bil
ve kendin muhtaç iken bile başkalarına
verecek kadar cömert ol.

 

Ahilikte Meslek Ahlakı

 

Ahîlik kurumunun meslek ahlâkı, doğruluk ve bağlılığa dayanmaktadır. Bütün işlerde doğru hareket ön planda tutulmuştur. Ahînin meslekî ahlâkının dayandığı prensipler şu şekilde sıralanabilir:

- Müşteriyi aldatmamak
- Malı överek yalan söylememek
- Hileli ölçüp tartmamak
- İhtikâr (karaborsacılık) yapmamak
- Müşteriyi kızıştırmamak
- Alışverişte iyi muamelede bulunmak
- Çalışanın sorumluluğunu bilmesi
- Çalışanın işinde dikkatli olması
- Çalışan ferdin işi savsaklamaması

 

Bu prensipleri yaşayış felsefesi haline getirmiş bulunan Ahîlik kurumunun mensupları arasında “pazarlık” görülmez. Çünkü, Ahî ahlâkı ile yoğrulmuş bulunanlar, fahiş fiyatla mal satmayı veya fahiş fiyat isteyerek malın değerinin pazarlık konusu yapmayı büyük ahlâksızlık olarak kabul ederler.

 

Ahi Evran

Ahî Evran’ın tam adı Şeyh Nasreddin Mahmut el-Hoyî’dir. Hoyî nispetinden de anlaşılacağı gibi, Ahî Evran aslen Azerî Türklerinden olup, Azerbaycan’ın Hoy kasabasındandır. Ahî Evran’ın tahminî olarak Hicri 567 (Miladi 1175)’de Hoy’da doğduğu, 93 yıl yaşadığı ve Kırşehir’de öldüğü ifade edilmektedir.

 

Saygılarımla

Bayram ŞAHİN

Başkan

BAŞKANIN OBJEKTİFİNDEN

Alternate Text
ANKARA KALESİ

 

     Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Kentte askeri bir garnizon bulunduran Hititler tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Ama bu düşünce arkeolojik verilere dayanarak doğrulanmamıştır. Hititlerden bu yana hep aynı yerde bulunan, Romalılar, Bizanslılar ve Selçuklular dönemlerinde birçok kez onarılan Ankara kalesi, tepenin yüksek bölümünü kaplayan iç kale ve çevresini kuşatan dış kaleden oluşur (dış kalenin 20′ye yakın kulesi vardır). Dış kale eski Ankara şehrini çevirir. İç kale yaklaşık 43.000 km2′lik bir yer kaplar. 14-16 m yüksekliğindeki duvarların üstünde çoğu 5 köşeli 42 kule vardır. Dış surları kuzey-güney doğrultusunda yaklaşık 350 m, batı-doğu doğrultusunda ise 180 m. boyunca uzanır. İçkalenin güney ve batı duvarları bir dik açı oluşturur. Doğu duvarı tepenin girinti çıkıntılarını izler.Kuzey yamaç ise farklı tekniklerle yapılmış duvarlarla korunur.Koruma düzeninin en ilgi çekici yanı; doğu,batı ve güney duvarları boyunca 15-20 m.’de bir yer alan 42 tane beşgen burçtur. Dışkale ile içkale,doğuda Doğukalesi’nde batıda hatip çayına bakan yamaçta birleşir. İçkale’nin güneydoğu köşesinde ise kalenin en yüksek yeri olan Akkale (Halk arasında Alitaşı)yer alır. Dört katlı olan iç kale Ankara taşından ve toplama taşlarla yapılmıştır. İç kalenin iki büyük kapısı vardır. Biri dış kapı, diğeri ise hisar kapısı adını taşır. Kapı üzerinde bir de İlhanlılar’a ait kitabe bulunur. Kuzeybatı kısmında Selçukluların yaptırdığını gösteren bir yazı bulunmaktadır. Duvarların alt bölümü mermer ve bazalttan yapılmıştır, üst kesimlerine doğru bloklar arasında tuğla bölümlerin büyük ölçüde zarar görmesine karşın, iç kale bozulmadan günümüze kadar gelmiştir. VIII ve IX.yy’larda kent istilalara uğrayınca, kaleyi hızla onarmak için, o sıralarda yıkıntı halinde olan Roma anıtlarının mermer blokları, sütun başlıkları, su yollarının mermer olukları kullanılmıştır. (bunlara özellikle iç kalenin güney yönünde rastlanır)

 

     Kale tarih içinde çeşitli dönemler yaşamıştır. İ.Ö. 2. yy. başında Romalıların Galatya’yı ( Ankara yöresi) işgalinden sonra kent büyüyerek kale dışına taştı. Roma İmparatoru Caracaila İ.S. 217′ de kalenin surlarını onarttı. 222 – 260 arasında İmparator Severus Alexander ve Velerianus, Perslere yenilince kale kısmen tahrip edildi. 7. yy ‘ ın 2. yarısından sonra Romalılar kaleyi onarmaya başladı. İmparator Konstantinos 688′de dışkaleyi yaptı. IV. Leon ise 740′ da kale duvarlarını onartırken içkale surlarını da yükselmiştir. İmparator Nikephoros ve İmparator Basileios da 9.yy’ da kaleyi onarttılar.

 

     Ankara Kalesi 1073′ de Selçukluların eline geçti. 1101′ de Haçlı komutanı Raimond tarafından alınan kale, 1227′ de bir kez daha Selçukluların eline geçti. Selçuklu Sultanı 1. Alaeddin Keykubat’ ın onarttığı kaleye Sultan II. Keykavus da 1249′da bazı ekler yaptırdı. Osmalılar döneminde onarım görmeyen kalenin surlarını Mısır Valisi M.Ali Paşa’ nın oğlu İbrahim Paşa 1832′ de onarttı. Surların bazı yerlerinde rastlanan sütun başlıkları, lahit ve heykel parçaları, onarımlarda toplama malzemeden yararlanıldığını gösterir.

 

     Bugün kale içindeki değişik dönemlerden kalmış birçok eski Ankara Evi bulunmaktadır. Kaleiçi Mahallesi’nde bulunan eski Ankara evleri, sur duvarları ile çevrili dar ve dik bir alanda konumlandıkları için, planları dar alanlardan en çok faydalanmayı gözeterek yapılmış. İki ya da üç katlı olarak ahşap, kerpiç ve tuğladan inşa edilmişler. Arazi yapısının düz olmaması, alt kat planlarının da düzgün olmamasına yol açmış, ama üst katlar cumba tipindeki çıkıntılarla düzgün bir plana kavuşturulmuş. Alt katlar kışlık olarak, kalın duvarlı ve küçük pencereli yapılmış, üst katlar ise yazlık olarak ince duvarlı ve havadar yapılmış. Geniş saçaklar ve “Cihannüma” denilen yazlık odalar Ankara evlerinin belirleyici özelliklerinden. Ahşap tavan süslemelerinde geometrik kompozisyonlar kullanılmıştır. Bazıları çeşitli hizmetlerde kullanılmaktadır. 17.yüzyılın ortasına doğru, 1640 yılında Ankara’ ya gelen Evliya Çelebi, kenti ve kentteki yaşamı ayrıntılı biçimde anlatmaktadır. Evliya Çelebi önce ünlü Ankara Kalesinden söz eder. “Ankara’nın yüksek bir dağın tepesine dört kat beyaz taştan yapılmış sağlam bir kalesi vardır. Kale iç içe üç kat surlarla çevrilidir. İç kalenin çevresi kayalıktır. Bu yalçın kayalardan kaleye tırmanmak çok zordur. İç kalede topları çeşitli silahlar, cephane ve 600 ev bulunur. İç Kale aşağılarda ikinci sıra surlarla çevrilidir. Dağın eteklerinde ise üçüncü sıra dış surlar yer alır. Bu dış surlarla tüm kent güvenlik altına alınmıştır.”

Akeo

Adresimiz

Menekşe 2 Caddesi No: 20/11
Kızılay - ANKARA

Akeo

İletişim

Telefon : 0 312 231 45 40
Fax Tel :  0 312 231 49 85

Akeo © 2016 Tüm hakları saklıdır.